5 Mayıs 2024 Pazar

Tren gelir, hoş gelir

 

Kahramanmaraş’a tren gelmeli, hoş gelmeli. Hem de içi yolcu dolu gelmeli…

Turizm haftasındayız…

Turizm, insanları yeni yerler keşfetme ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunmaya teşvik eden güçlü bir araçtır. Ancak bu keşiflerin gerçekleşebilmesi için etkili bir ulaşım altyapısına ihtiyaç vardır. Turizmde ulaşımın önemi, bu sektörün gelişimine doğrudan etki eder. Havayolu, karayolu, demiryolu ve denizyolu gibi ulaşım türleri, yurtiçi yurtdışı farklı destinasyonlara erişim sağlar ve turizmin çeşitliliğini arttırır.

Ülkemizde demiryolu ulaşımında son yıllarda yapılan yatırımlar ve geliştirmelerle önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Türkiye’de yüksek hızlı tren ağı büyüdü. Hızlı demiryolu hatları yaygınlaştırıldı. Kalitesi arttırılan mevcut hatlarda turizme yönelik seferler yapılıyor. Buna paralel trenle yapılan yolculuklar popüler bir seyahat alternatifi haline geldi.

Ülkemizden yurt dışına sefer yapan Sofya Ekspresi, Bosfor Ekspresi, Optima Ekspresi, Transasya Ekspresi, Tahran –Van Ekspresi trenlerimiz var.

Yurtiçinde onlarca muhteşem manzaralar eşliğinde yolculuk edebileceğiniz, demiryolu seferleri bulunuyor.

Doğu Ekspresi, Van gölü Ekspresi, Fırat Ekspresi, Toros Ekspresi, Güney Kurtalan Ekspresi, Pamukkale Ekspresi, Göller Ekspresi, Güller Ekspresi gibi…

Ayrıca turistik tren seferi adı ile Turistik Doğu Ekspresi, Turistik Kara Elmas Ekspresi, Ankara-Diyarbakır arasında Mezopotamya Turistik Ekspresi ve Ankara-Tatvan arası Turistik treni,  Erzurum Kars arasında Turistik Bölgesel Treni seferleri bulunuyor. Bu seferler ülkemiz coğrafyasının birbirinden güzel manzaralarından geçerken, yolcularına eşsiz bir deneyim sunmaktadır.

Tıpkı filmlere ve romana konu olan Orient(Şark) Ekspresi gibi…

Çünkü başkadır trenle seyahat etmek… Oval bir pencereden gözlenen titreşen manzaraların birbirini izlemesi bir film karesi gibi gözünüzün önünden akar gider. Kendinizi adeta bir tablonun içerisinde size ayrılmış bir bölümde dışarıyı izlediğinizi hissedersiniz. Bu keyif trene özgüdür, başka araçta deneyimleyemezsiniz.

Bu güzelliklere ilaveten turistik tren seferleri şehirler için önemli katkılar sağlamaktadır.

Bunlardan biri, yerel turizm gelirlerini artırmasıdır. Bu trenler sefer sırasında rotaları boyunca birçok şehirlerden geçiyor ve yolculuk sırasında çeşitli şehirlerde mola veriyor. Bu durum mola verilen şehirde yerel esnafın, restoranların, otellerin ve diğer işletmelerin gelirlerini artırır.

Turistik tren seferleri aynı zamanda çevre dostu bir seyahat alternatifi sunar. Geleneksel turistik otobüs turlarına göre daha az karbon ayak izi bırakan tren seferleri, sürdürülebilir turizmin teşvik edilmesine katkıda bulunur. Dünyada çevreye verilen önem ve hızlı demiryollarına yapılan yatırımlar nedeniyle yolculuklarda tren daha fazla tercih edilir olmuştur.

Peki, benzersiz turizm potansiyeline sahip Kahramanmaraş, tren seferlerinde hangi noktada?

Bugün Türkiye’nin 34 şehir merkezine trenle ulaşmak mümkün. İlginç olan demiryolu olan fakat trenle erişilemeyen bir şehiriz.

Kahramanmaraş’a 30 kilometre uzaklıkta bir tren istasyonumuz var(idi).  Bu Adana-Elazığ arasında sefer yapan Fırat Ekspresi’nin yolcu indirme bindirme yaptığı Köprüağzı İstasyonu. O da şu anda deprem nedeniyle bakım-onarım sürecinde bulunuyor. Kısaca şu anda Kahramanmaraş’a gelen-giden ve uğrayan bir tren bulunmamaktadır. Bu nedenle Kahramanmaraş söz verilen hızlı trene bir an önce kavuşmak istiyor! Üstelik merkezden geçen bir hızlı tren olmalı…

Kahramanmaraş, sahip olduğu geniş turizm potansiyelini daha fazla tanıtmak ve görünür kılmak için turistik tren seferlerine ev sahipliği yapmalıdır. Eğer trenin son durağı olma şansımız yoksa, en azından diğer şehirlerde olduğu gibi turistlerin iki-üç saatlik molalarını geçirebilecekleri bir durak haline gelmeliyiz. Kahramanmaraş, şehir yönetimi ve turizm endüstrisi temsilcilerinden, turistik tren seferlerinin teşvik edilmesi ve geliştirilmesi konusunda destek bekliyor!

Dikkat çekmeden geçmemeliyim diye düşündüğüm husus olarak, İstasyon bölgesindeki Devlet Demiryolları’na ait arazi ve binaların 49 yıllığına kiralanması nedeniyle bölge piknik alanından öteye geçememektedir. Bu durum Kahramanmaraş’a gelecek hızlı tren için halkta umutsuzluk oluşmasına neden olmaktadır. “Bir istasyonumuz var, ama yok” deniliyor. Yetkililere seslenmek isterim. “Yeni Kahramanmaraş” için yeni kararlar alınmalı…

Haneleriniz şen, huzurunuz daim olsun

 

Yeni başlangıçlar için güzel hediyedir çiçek…

“Vatandaşlarımızın, belediye başkanlığı görevimizi tebrik etmek için gönderdikleri çiçeklerin yeni evlerinize daha fazla yakışacağını düşündük. Haneleriniz şen, huzurunuz daim olsun”

Büyükşehir Belediye Başkanımız Fırat Görgel, bir kez daha samimiyetiyle gönüllere seslendi.

Aslında Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, başkanlık için tebrik çiçeği göndermek isteyenlere AFAD’a destek çağrısında bulunmuştu. Fakat çağrıya rağmen çiçekler gönderilmişti. Bunun üzerine Başkan Görgel, çiçekleri kalıcı konutlara taşınan depremzedelere hediye etti. Ne güzel düşünmüşsünüz Başkanım…

Zorlu konteyner yaşamlarından sonra vatandaşlar kalıcı deprem konutlarına yerleşmeye başladılar. “Hayırlı olsun” niyetiyle evlerine geçtiğimiz Cuma günü üzerinde zarif ve anlamlı notun yazılı olduğu bu çiçekler gönderildi. Mutluydular! Konteynerlerin sıkıntılı günlerinden sonra, artık sağlam ve güvenli evlerinde, umut dolu bir geleceğe adım atmışlardı. Bu mutluluğun üzerine birde her biri, yaşadıkları sıkıntılı sürecin izlerini hafifleten, yeni bir umudu yeşerten bu küçük ama anlamlı jestle karşılaşınca daha da mutlu olduklarını ifade ettiler.

Yeni bir başlangıç yapmak, olumlu bir değişim yaşamak veya sevdiklerimizin mutluluğunu paylaşmak her zaman değerlidir. Bu tür anlarda, kelimelerin yetmediği yerde çiçeklerin dili devreye girer.

Birçoğu için bu çiçekler, yepyeni bir başlangıcın simgesi oldu belki de…

Ya da ince düşünülmüş bu adım, daha büyük ve güçlü bir toplumsal dayanışmanın habercisi oldu…

Büyükşehir Belediye Başkanımız göreve geldiği ilk günden bu yana hayata geçirdiği faaliyet ve çalışmaları nedeniyle Kahramanmaraş’ın takdirini topladı. Altyapı çalışmalarından kültürel etkinliklere, eğitimden çevre korumaya kadar geniş bir yelpazede çalışmaları yakinen takip ederek Kahramanmaraş'ı daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için kararlı bir şekilde ilerliyor.

Göreve yeni gelen bir lider, beraberinde taze bir bakış açısı ve yenilikçi fikirler getirir. Kentin sorunlarını çözme ve potansiyelini maksimum düzeyde kullanma konusunda yeni bir heyecan ve enerji ortaya çıkar. Belediye başkanımızın depremi en ağır yaşamış şehrimizde sorumlulukla dolu göreve atanması, kentimizde bir dönüşüm ve ilerleme sürecinin başladığının habercisi niteliğindedir.

Şehrimizin geleceğine yön verecek bu önemli görevde, başkanımızın tecrübesi, vizyonu ve enerjisiyle şehrimizin daha yaşanabilir ve gelişmiş bir yer haline gelmesini umut ediyoruz. Yepyeni bir heyecan ve umutla, şehrimizin dönüşüm sürecinde liderlik yapacak olan yeni başkanımız hoş geldiniz…

Kentimizin altyapısını güçlendirmek, çevresel sürdürülebilirliği artırmak, toplumsal refahı yükseltmek ve her kesimin yaşam kalitesini artırmak için gerekli adımları atmada liderlik yapacağına olan inancımız tamdır.

Ancak unutmamalıyız ki, tüm bunlar sadece bir kişinin emek ve çabası ile olacak işler değildir. Dolayısıyla, Kahramanmaraş’ın geleceği için hepimize düşen görevler var. Katılımcı bir demokrasi anlayışıyla, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası, yazılı ve görsel basın ve halk olarak bir araya gelmeli, kentimizi daha iyi bir geleceğe taşımak için el birliğiyle çalışmalıyız.

Başkanımızın ifadesiyle  “genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, çocuğuyla, bu şehrin evlatlarıyla, yani hep birlikte yapacağız. Birlikte üretip, birlikte yöneteceğiz.”

Umuyoruz ki, hep birlikte daha yaşanabilir, daha güzel bir kent inşa etmek için el ele vereceğiz.

Hayırlı olsun!

 

Türkiye’nin yerli ödeme sistemi; TROY


TROY kart son günlerin en çok araştırılan konuları arasında yer alıyor. TROY’un açılımı “Türkiye’nin Ödeme Yöntemi” dir.

Türkiye’nin ilk ve tek yerli ödeme sistemi olan TROY ödeme sistemini kullanan banka ve elektronik para kuruluşu sayısı ve TROY kart kullanıcı sayısı giderek artıyor.

Türkiye’de bulunan TROY logolu kart sayısı bugün 19 milyona ulaşmış durumda ve hızla artmaya devam ediyor. TROY logolu kartları lisanlı banka ve finans kuruluşlarından temin edebilirsiniz.  

Troy 2015 yılında yerli olarak Bankalararası Kart Merkezi (BKM) tarafından geliştirildi. Bu yerli ödeme sistemi, bankalar ve işletmeler arası para akışını sağlayan elektronik bankacılık yöntemi olarak kullanılıyor. 2016 yılında faaliyete geçti. Kredi kartı, banka kartı, ön ödemeli kart hizmeti sunmaktadır. 2017’de Discover Card ağı aracılığı ile dünya genelinde kabul edilmeye başladı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) 2020 yılında BKM’ye hakim ortak olarak hissedar olmasıyla birlikte TROY çalışmaları hızlandırıldı. Bu yılın Ekim ayında TROY’un banka ve elektronik para kuruluşu olarak 55 üyesi bulunuyor.

TROY’da neler var?

Temassız ödeme var. Ayrıca NFC uyumlu android cihazlarla da temassız ödeme yapılabiliyor. Yurt içindeki tüm POS ve ATM’lerde geçerlidir. Yurt içi internet alışverişlerinde kullanılabiliyor.  Hali, hazırda 48 banka ile anlaşmalı. Yurt dışında kullanılabiliyor. Kartın arka yüzündeki uluslararası kart şemalarına ait logoların geçerli olduğu yerlerde kullanılabiliyor. Bankanızın anlaşmalı olduğu yerlerde taksit yapılabiliyor, puan kazanabiliyor ve bankaların uyguladığı sadakat programlarından faydalanma imkanı var.

TROY logolu kartlar ile gerçekleşen alışveriş hacmi bu yıl, ekimde ocak ayına göre % 57 oranında artarak yaklaşık 48 milyar lira seviyesine yükselirken, 2023 başından itibaren TROY kartlar ile toplam işlem miktarı 239,2 milyar Lira…

Neden TROY’u tercih etmeliyim?

Visa ve Master kartlar ile yaptığımız her ödemede yurtdışı ödeme sistemlerine bankalar belli bir komisyon vermektedirler. Fakat TROY kredi kartı veya banka kartı ile ödeme yapıldığında bu komisyon oranı ülkemizde kalmaktadır.

Gelişmiş güvenlik mekanizması sayesinde bilgiler yurt dışında değil Türkiye üzerindeki sunucularda bulunur,

Ülke olarak dışarıya bağımlılığın azaltılmasına yardımcı olabilirsiniz,

Karekod ile Ödeme imkanına sahip olabilirsiniz,

Troy Kullanımı cari açığın kapatılmasına olanak tanır,

Troy kart kullanıcıları, yurt içi ve yurt dışındaki herhangi bir ATM’den nakit para çekilebilir

Olası anlaşmazlıkları Türkiye’de seri bir şekilde çözüme ulaştırmak mümkün olabilir.

Türkiye’nin TROY ödeme sistemini hayata geçirmesi ülke olarak çok önemli bir adımdır diyebiliriz.

 

 

Fiyatların da huzuru kaçtı…


Savaş, normal ekonomik aktivitelerde aksamaya ve belirsizliğe yol açtığı gibi ticaret dengelerini de değiştirmektedir. Günümüz savaşları, iki ülke arasında olmaktan çıkıp bölgesel, hatta savaşa dahil olmayan birçok devlet maddi manevi olarak etkilenmektedir. Bu nedenle de ülke ekonomileri kendi dışında meydana gelen olaylardan kademe kademe etkilenmek durumunda kalıyorlar.

İsrail- Filistin arasındaki çatışma altın, doğal gaz, petrol, gibi emtia fiyatlarını ve dış ticareti etkiledi. Savaşın ilk etkisi petrol ve altın fiyatların da yükselmeye neden oldu. Cuma günü petrol arzının durumdan etkilenebileceği endişelerinin artması petrolün varil fiyatının 90 dolara çıkmasına neden olmuştu. Haftanın ilk gününde ise 86 dolara geriledi.

Anadolu Ajansı verilerine göre, doğal gaz fiyatları yüzde 39 civarı artış gösterdi. İsrail- Filistin çatışmasının başlamasıyla yükseliş eğilimine giren fiyatların yükselmesinde, İsrail’in Tamar gaz sahasında üretimi durdurması etkili oldu. Üzerine Finlandiya ve Estonya arasındaki doğal gaz akışını sağlayan boru hattında olağan dışı basınç düşüşü nedeniyle vanaların kapatılması ve onarımının 5 ay süreceği açıklaması işin tuzu biberi oldu.

Altının ons fiyatı 1.930 doların üzerine çıkarak, geçtiğimiz yedi ayın en yüksek seviyesine ulaştı. 17 Ekim günü altının onsu bir miktar düşmüş olsa da akşam saatlerinde gram altın fiyatı 1.700 TL’nin üzerinde, çeyrek altın 2.900, yarım altın ise 5.800 civarındaydı. Bu iniş çıkışlara rağmen altın güvenli liman olarak yatırımcı tarafından tercih edilmeye devam etmekte.

Dış ticaret tarafında savaş halinin ticarete etkisi de giderek büyüyor. Filistin’e yönelik mal hareketinin tamamen durduğu belirtilirken, İsrail’e yapılan ihracat taşımalarında yüzde 50’nin üzerinde azalma meydana geldiği ifade ediliyor.  

Türkiye’nin İsrail ve Filistin ile yıllık ortalama 9 milyar dolarlık dış ticaret hacmi (ihracat ve ithalat toplamı) bulunuyor. Bu rakamın büyük kısmını İsrail’e yapılan ihracat oluşturmaktadır. TÜİK’e göre 2022 yılında İsrail Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 10’uncu ülke konumunda olup İsrail’e yaklaşık 6,7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin bu ülkeden ithalatı ise 2,1 milyar dolardır.  

Yine 2022 yılında Türkiye’den Filistin’e yapılan ihracat yaklaşık 121 milyon dolara yaklaşmışken, bu ülkeden yapılan ithalat ise yaklaşık 11 milyon dolar civarındadır.

Bu yılın Ocak-Ağustos döneminde ise Türkiye’nin İsrail’e ihracatı yaklaşık 3,9 milyon dolar, Filistin’e ihracatı ise 83 milyon dolar olarak açıklanmıştır.  Aynı dönemde Türkiye’nin İsrail’den ithalatı ise yaklaşık 1,1 milyon dolardır. Filistin’den ithalat ise 12 milyon dolar olarak belirtilmiştir.

Son olarak, Gazze’de yaşanan, yüreklerimizi yakan acının bir an önce son bulması dileğiyle,

Sağlıcakla…

Sürdürülebilir kalkınma için; Yeşil enerji, yeşil iklim, yeşil ekonomi


Artan nüfusa paralel olarak dünyada enerji ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Küresel enerji tüketiminin, 2035 yılına geldiğimizde doksanlı yılların sonunda tüketilen enerji miktarının yaklaşık iki katına, 2055 yılında ise üç katı olacağı tahmin edilmektedir.

Dünyada iki tip enerji vardır. Bunlardan biri “fosil yakıtlar” denilen petrol, doğal gaz ve kömür ile “yenilenemeyen enerji” çeşididir. Ne yazık ki, günümüzde dünyanın enerji ihtiyacı yaklaşık yüzde seksenlik bir oranla yenilenemeyen enerji kaynaklarından sağlanmaktadır. Bu da hem doğal yaşamı bozmakta, hem de geleceğimizi tüketmekte. Bu nedenle artık dünya devletleri temiz enerji kaynağı olarak doğayı kirletmeyen ve sağlıklı bir şekilde farklı enerji türlerinden kazanım imkânı sağlayan yeşil enerji diye tabir edilen “yenilenebilir enerji” kaynaklarına yönelerek bu işlere ciddî kaynaklar ayırmaya başladılar.

Enerji üretimi noktasında doğal süreçlerden faydalanılarak değerlendirilen kaynakların tükenme hızından daha hızlı bir biçimde kendini yenileyen ve çevre dostu yöntemlerle elde edilen yeşil enerji; sürekli devam eden doğal süreçlerde var olan enerji akışından elde edilen enerji tanımıyla ifade ediliyor. Yenilenemez enerji kaynaklarına 50 yıl kadar bir ömür biçilen günümüzde doğanın bizlere sunduğu sürekli ve temiz bu enerji kaynağı, geleceğimiz açısından bulunmaz bir nimet.

Yenilenebilir enerji kaynakları dediğimizde güneş, rüzgâr, biyokütle (ahşap ve ahşap atıkları, şehirsel katı atıklar, çöp gazı ve biyogaz, etanol, biyodizel) enerji, jeotermal ve hidrolik enerji, dalga enerjisi, ilk akla gelenler…

Yeşil enerjinin dünyadaki gidişatı hakkında ilk rapor 2005 yılında Yenilenebilir enerji alanında uluslararası bir ağ olan Renewable Energy Policy Network fort he 21st Century (REN21) tarafından yayınlandı. Her yıl yayınlanmakta olan bu rapor dünya genelinde yeşil enerji ile ilgili verileri paylaşarak bilgi alış verişi sağlamaktadır.

Yenilenebilir enerji üretiminde Norveç, Çin, ABD, Almanya, Hindistan dünyada lider konumda yer alan ülkelerden. Dünyada fosil yakıt kullanımını kısmen veya tamamen yasaklayan kentlerin sayısı önceki yıllara göre beş kat artarak, 2020 yılında 43’e yükselmiş.

Yenilenebilir enerji sistemlerinin kurulması büyük yatırım ve sermaye gerektirmektedir. İlaveten hava durumu gibi doğal süreçlere dayalı bir üretim sistemi olması nedeniyle üretilen enerji miktarında dalgalanmalar yaşanması olasılığı bulunuyor ve elde edilen enerjinin depolanması ve dağıtımı da pek kolay değil.  

Yeşil enerjinin üstlendiği en önemli rol, fosil yakıtların aksine atmosfere zarar vermemesi nedeniyle iklim krizi ile mücadele konusundadır. Küresel sıcaklık artışı her geçen gün artarak dünyada ve ülkemizde ekonomik, toplumsal ve ekolojik kayıplara neden olmaktadır. Karşı karşıya olduğumuz tehditler noktasında ihtiyacımız olan şey, her düzeydeki karar alıcıların belirlenen hedefler doğrultusunda birbirleriyle tutarlı hareket etmesini sağlayacak bir sistemin gerekliliğidir. Bu manada Yeşil ekonomi kavramı, gerek teorik gerekse pratik bir çerçeve sunarak bu dönüşümü kolaylaştırıcı etki yapmaktadır.

Yeşil ekonomi, uzun vadede refah için-bilhassa gelecek nesiller- çevresel riskleri ve ekolojik kıtlıkları azaltmayı hedefleyen ve çevreye zarar vermeden  sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir ekonomidir.

Birleşmiş Milletler Çevre programı olan UNEP, beş sektörü öncelikli olarak yeşil ekonominin bir parçası olarak kabul etmiştir. Bunlar “geri dönüşümlü temiz enerji ve teknoloji”, “yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji”, “sürdürülebilir organik tarım”, “ekosistem altyapı” ve “orman sektörü”dür.

Yeşil ekonomi, tamamen yenilenebilir ve temiz enerjiyle elektriğini üreten bir dünya öngörmektedir. Bundan yaklaşık dört yıl öncesine ait Almanya ve İngiltere’de şebekeye tamamen yenilenebilir kaynaklarla elektrik verilebilen kasabalar olduğu haberlerini hatırladığımızda, her geçen gün bu teknolojiye koşar adımla yaklaşıldığını görmek mümkündür.

Günümüzde mevcut enerjinin artan nüfus ve gelişen sanayiye paralel yetersiz kalması nedeniyle enerji üretim ve tüketimi arasındaki fark giderek açılmaktadır. Bu nedenle yeşil ekonomi için, karbon salınımının azaltılmasına yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ve atıkların geri dönüşümüne ve elektrikli araçların hayata geçirilmesine, topraklarımızın ve su kaynaklarımızın korunmasına öncelik verilmelidir.  Tasarrufun önemli olduğu üretim toplumundan tüketim toplumuna geçtik ve gördük ki, yavaş yavaş tükeniyoruz! Artık enerji tasarrufunda bulunmayan, doğal kaynakları tahrip eden ve geri dönüşüme önem verilmeyen toplumlarda birçok alanda devamlılığın sağlanması bir hayli zor görünüyor.

Gelecek sayıda devam etmek üzere,

Sağlıkla kalın…

24 Mart 2022 Perşembe

EXPO 2023 Kahramanmaraş’ı tanımaya devam edelim mi?

“Doğa Dostu Şehir ve Duyarlılık” temasıyla geleceğe taşıyacak proje, “EXPO 2023 Kahramanmaraş” ile buluşmak için dondurmanın, biberin, edebiyatın şehri heyecanla gün sayıyor. Onikişubat Belediyesi, Başkan Sayın Hanefi Mahçiçek öncülüğünde start verildiği günden bu yana vizyon projelerin tamamlanması adına yoğun emek veriyor. Peki, bu proje nereye kuruluyor? Bu güne kadar neler yapıldı? Projede hangi aşamaya gelindi? Tanıtım noktasında neler yapılıyor? Proje tamamlandığı vakit Kahramanmaraş’ta neler değişecek? Bu ve benzeri soruların cevaplarını bende sizler gibi merak ettim. Hadi! O zaman hep birlikte cevaplara bakalım…

14 Mart 2022 Pazartesi

Kahramanmaraş Dünya’ya sesleniyor; EXPO 2023

2023 yılının anlamı Kahramanmaraş için büyük. Bizler biliyoruz! Kahramanmaraş, sahip olduğu değerlerle şahsına münhasır bir şehir. Fakat bizim bilmemizden öte dünya bilmeli, tanımalı, hissetmeli bu özel şehri. Uzun yıllardır insan odaklı hizmetleriyle gönüllere seslenen, Onikişubat Belediye Başkanımız Sayın Hanefi Mahçiçek’in ifadesiyle “Kahramanmaraş’ın değerlerini, güzelliklerini ve kültürünü dünya bilsin, tanısın.” Bu düşünceden yola çıkarak belediyemiz kolları sıvadı, vira Bismillah… dedi. Tüm bu ön çabaların tek bir nedeni vardı. O da cumhuriyetin 100’üncü yılında EXPO’yu Kahramanmaraş’ta gerçekleştirmek ve böylelikle Kahramanmaraş’ı dünya markası yapmak!

10 Mart 2022 Perşembe

Gurbetteki Kahramanmaraş

 

Ben mi gurbetteyim yoksa memleketim mi gurbette bilmiyorum, lakin tek bildiğim nerede olursanız olun,  memleketiniz Kahramanmaraş ise özlenecek çok sayıda güzellik vardır.

Otururken, bir bir hayal edip sıralarsınız kafanızda Kahramanmaraş’a gittiğinizde yapacaklarınızı, lakin yine de bu güzellikleri yaşamak için orada kaldığınız süre yetmez. Sonra, yine yaşadığınız memlekete dönmek zamanı gelmiştir. Tıpkı evladından ayrılan anne misali sizi hüzünle yolcu eder Kahramanmaraş. Sanki arkanızdan ağlıyormuşçasına…

2 Mart 2022 Çarşamba

Gençlere Kahramanmaraş’ı Anlatabildik mi?

Bu yazıyı yazmadan yaklaşık on gün kadar önce, dört günlük bir tatil nedeniyle ailecek soluğu Kahramanmaraş’ta almıştık. Her gidişimde, 8000 yıllık tarihi, 14.346 kilometrekarelik yüzölçümü, 1.127.623 bin nüfusu ile, Türkiye’deki büyüklük sıralamasında kendine 11. sırada yer edinen memleketim… Marka şehir olan Kahramanmaraş, aynı zamanda artık “Akıllı Şehir’’.

28 Şubat 2022 Pazartesi

Çin Mutfak Kültürü

 



Çin mutfağı kısa bir yazıyla anlatılması oldukça güç dünyanın en popüler mutfaklarından biridir. Nedeni yemeklerin -geçen yazımda hatırlayacağınız üzere- oldukça geniş yüzölçümüne sahip olmasına paralel Çin mutfağının bünyesinde barındırmış olduğu çeşitlilik ve binlerce yıl öncesine uzanan tarihi geçmişi. Çin yemeklerinin tadına bir bakayım! dediğinizde aynı zamanda Çin mutfak kültürünü ve yaşam felsefesinin de keşfe çıkmışsınız demektir. Çin’de kültürel anlamda önemli bir yere sahip olan yemek bolluk, bereket, şans gibi değerlerle özdeşleştiriliyor. Bu keşfi yapmak istiyorsanız Çin’e yolculuk haricinde dünyada birçok ülkede Çin semtleri, caddeleri ve mahalleleri bulunuyor. Buraları dolaşırken pişen yemeklerin kokusu ve sürdürülen geleneksel yaşamı deneyimlemek Çin mutfağı hakkında fikir sahibi olmanız için yeterli olacaktır. Singapur da gezme fırsatı bulduğum Çin Mahallesi güzel örneklerden sadece biridir.

26 Şubat 2022 Cumartesi

Geçmişten Geleceğe Kahramanmaraş

kahramanmarş

Bazı şehirler vardır ki, kahramanlıklarıyla kendine ayrı yer edinmiştir. Bağımsızlık mücadelelerinde bitti denilen yerde, varlığını ortaya koyarak, henüz bitmedi diyerek her şey yeniden başlıyor duygusunu, millet olma çoşkusunu yüreklere kazıyan şehirlerdir onlar…

17 Şubat 2022 Perşembe

İyi ki doğdun kendim…

  



Bugünkü yazımın öncekilerden farkı var! Bugün kendimi yazıp, kutlayacağım.

Şaka değil gerçek! 47. yaşıma hoş geldin diyorum. Dünyaya gelen herkes gibi sevinçleri, üzüntüleri yaşadım/yaşamaya devam ediyorum. Öyle ya da böyle 46 yıl geldi geçti.

10 Şubat 2022 Perşembe

Yeni Dünya’da bir Asya ülkesi Çin

 


Çin Halk Cumhuriyeti… Kısa adıyla Çin…

Yaklaşık 9,5 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle, Asya kıtasının doğusunda ve Pasifik okyanusunun batı kıyısında yer alan Asya’nın en büyük ülkesi. Aynı zamanda dünyanın da Rusya ve Kanada’dan sonraki üçüncü büyük ülkesidir. Başkenti Pekin. Diğer en çok bilinen şehirleri Şanghay, Guanco, Shenzhen.

Doğusunda Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Batısında Pakistan, Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kuzeyinde Mogolistan ve Rusya Federasyonu ile komşudur.

Ülke geniş bir coğrafi alana sahip olması nedeniyle soğuk kara ikliminden Subtropikal (bol yağışlı ve sıcak iklim) iklime kadar geniş bir iklim kuşağına sahiptir.

1,5 milyara yaklaşan nüfusun, %87 sini Han kökenli Çinlilerden oluşurken diğer %13 ü ise diğer gruplara mensuptur. 1979 yılında başlayan ve 2016 yılında son verilen tek çocuk politikasının sonucunda ülkedeki kadın erkek dağılımı erkekler lehine bozulmuş, nüfus yaşlanmış ve ülkenin en büyük ekonomik gücü olan iş gücünde düşüşe neden olmuştur. Nüfusun yaklaşık %60’ı şehirlerde yaşamaktadır ve yıllık şehirleşme hızı %2,4 oranındadır.  Ülkedeki okuma yazma oranı %96’nın üzerindedir.

Çin birçok dinin bir arada bulunduğu bir ülkedir. Çin halkı Budizm, Taoizm, İslamiyet ve Hristiyanlığa inanırlar.

Çin son iki yıldır adı Covid-19 ve Sinovac kelimeleri ile yan yana anılsa da aslında bunların haricinde, 21. yüzyılda adından birçok manada söz ettiren ülkelerin başında gelmektedir. Oysa geçmiş yüzyılda Çin dünyanın kapalı kutusu olarak tanımlanıyordu.    

Çin’in zenginliklerinden biri de topraklarında barındırdığı maden ve mineralleridir. Dünyada altın üretimi ve kömür rezervleri noktasında ilk sıradadır. Yine dünyada en fazla hidroelektrik enerji üretimi yapılan ülkedir. Dünyanın en büyük hidroelektrik santrali Three Goges Barajı 22500 megavat enerji üretimi ile küresel anlamda en büyük kapasiteye sahip barajdır. Ülke petrol ve doğal gaz kaynakları mevcut olmasına rağmen önemli bir ham petrol ihracatçısıdır. İlaveten uzay teknolojisi ve elektronik alanında kullanılan bazı ender bulunan madenlerin de artan orandaki üretici ve ihracatçısıdır.

Belki şu sıralar olmasa da gün gelir Covid-19 salgını sona erer ya da tesirsiz hale geldiğinde Çin’e seyahat etmek isterseniz öncelikle Çin vizesi almanız şart. Niyetiniz Shenzhen, Zhuai ve Xiamen gibi özel ekonomik bölgeye gitmek ise söz konusu bölgelerdeki ikamet kuruluşuna doğrudan özel bölge turist vizesi ile başvuru yapılıyor. Shenzhen özel idari bölgesine seyahat etmek isteyen Hong Kong’taki yabancılar, 72 saat vizesiz olarak Shenzhen’e geçebiliyor. Bunu bizzat deneyimlemiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim. Bundan sekiz yıl kadar önce Hong Kong seyahatimde tren ile yaklaşık 30-40 dakika gibi kısa bir sürede ulaşılabiliyor. Aynı gün içerisinde gidip dönebilirsiniz. Hong Kong ile ilgili detayları ileriki yazılarımda paylaşacağım. Şimdilik sadece şu kadarını söyleyebilirim. Hong Kong aslında Çin Halk Cumhuriyetinin bir parçasıdır. Özel idari bölge olarak tanımlanmıştır ve burada serbest ticaret rejimi uygulanmaktadır.

Şimdilik sağlıkla kalın…

Bir sonraki yazımda Çin Mutfağına doğru yola çıkalım mı?

30 Ocak 2022 Pazar

Hayatın içinde “bilmediğimizi bilmek” var

 


“Bilmediğimi biliyorum; ben bilemez olduğumun farkındayım”  Bu söz iki bin beş yüz yıl öncesine Sokrates’e ait. O günlerden bu günlere geldiğimizde bilmediğimizi biliyor muyuz? Sorusunun cevabı benliklerimizde henüz netleşmiş değil ya da netleştirmek istemiyoruz. Çünkü genellikle bilmesek de “biliyormuş” gibi yapmak kendi içimizde daha ağır basmaktadır. Kim bilir? Belki de karşımızdaki kişiye karşı kendimizi koruyoruz. Karşımızdaki kişide neyi bilmediğinin farkında mıdır acaba?

Bilmiyorum ifadesi kullanım yerine ve biçimine göre insanı zirveye çıkardığı da olur, dibe indirdiği de…

16 Ocak 2022 Pazar

Uzayda Tarım

Önceki yıllarda insanlığın dünyanın keşfine dair en çok merak ettiği şey uzaya çıkmaktı. Evrende bizden başka bir yerlerde yaşayan canlı var mı diye düşünüyorduk. Ya sıklıkla çıkan UFO haberleri… Oysa bugün geldiğimiz noktada gelecek senaryolarımızı yapay zeka, nesnelerin interneti sürücüsüz araçlar, bir çok görevi yerine getirebilecek robotlar üzerine kurguluyoruz. İnsanoğlunun uzay ile ilgili merakı henüz bitmiş değil. Sadece uzay çalışmalarının artık amacı değişti.  O dönemlerde uzayda başka canlı var mı diye merak ederden şimdilerde ise insan başka bir gezegende hayat sürdürebilir mi diye merak ediyoruz. Bu gezegenler içinde adını sıklıkla duyduğumuz dünyadan çok daha küçük olan ve gelecekte sadece bir milyon kişinin yaşayabileceği öngörülen gezegen Mars…

17 Aralık 2021 Cuma

Türkiye’de tarımın bugünü ve geleceği

GIDA, asla son bulmayacak bir ihtiyaç. Bu tüm dünyanın hemfikir olduğu bir gerçektir. Bu nedenle verimli tarım arazilerine sahip olmak ülkeler için stratejik öneme sahiptir. Arazilerin yönetimi, tarımsal üretim faaliyetlerinin gelişmesini ve yerel, bölgesel ve ulusal kalkınma çalışmalarının başarısını doğrudan etkilemektedir.

“Bir karış toprak” ifadesini kullanırken bir karış toprağın oluşumu için en az binlerce yıl gerektiği düşünüldüğünde, tarım ve gıda konusunun ne denli önemli olduğunun bir kez daha altını çizmek mümkündür. “El tekraru ahsen, velev kane yüz seksen” demişler. Arapça-Türkçe karma bu sözden yola çıkarak, elverişli coğrafî koşulları ve iklimi ile Büyük Türkiye, gıda ve tarım alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Birçok ürünün en kalitelisi sadece ülkemiz topraklarında hayat bularak dünyaya ulaşmaktadır. Bu bereketli topraklar bizim!

Kadim uygarlıklarından bugüne Anadolu’da tarımın seyri

ANADOLU’muz, binlerce yıldır medeniyetler doğuran bereketli yurdumuz. Bu topraklarda doğduk, büyüdük, doyduk...

Dünyada olduğu gibi Anadolu’da da tarihin erken dönemlerinden bugüne değin tarım faaliyetleri yapılmaktadır. Geçmiş uygarlıklarda insanlar coğrafî şartlara uygun yaşamışlar ve geçim kaynaklarını o şartlara uygun olarak belirlemişlerdir. İklim ve hava koşullarına bağlı tarım politikaları izlenmiştir. Eski Çağ’da Anadolu’da yaşamış Hititler, Frigler, Urartu ve Lidya medeniyetlerinde tarımcılık ve tarım faaliyetleri, ekonomik faaliyetlerin başında ilk sırayı almıştır. Bu medeniyetler farklı bölgelerde vücut bulmuş ve farklı ürün yetiştirmişlerdir. Bu dönemde yetiştirilen tarım ürünleri de günümüz Anadolu’sunda yetiştirilenler veya tarımı yapılanlar ile benzerlik içerisindedir. Günümüzde olduğu gibi sözünü ettiğimiz medeniyetler için de tahıl, en önemli besin maddesi olmuştur.

Dünyada ve Türkiye’de tarım

SON günlerde “tarım” konusunda daha çok konuşuyoruz. Özellikle tüm dünyanın bir süredir içinde bulunduğu pandemi ile birlikte artan gıda fiyatları, iklim değişikliği ve kuraklık tehlikesi, tarımın öneminin daha da anlaşılır hâle gelmesine neden olmuştur. Hâttâ önemi atmosferin de ötesine geçmiş durumda. Uzayda kalma süresi arttıkça, özellikle yapılması plânlanan Mars yolculukları için oldukça büyük önem arz eden “uzay tarımı” konusunun her geçen gün hayatımızda daha fazla yer alacağını söylemek mümkündür.

Tarım, geçmişte ilk örneklerinin ardından zaman içerisinde toplumlar arasındaki etkileşim sonucu tüm dünyada yaygınlaşmıştır. Dünyada tarıma geçilmesiyle birlikte insanlar yerleşik ve toplu hayata da geçmiştir. Artık toprak sahibi olmaya başlanmış ve köyler kurulmuştur. Devletler oluşmaya başlamıştır. İşte tüm bu nedenlerden dolayı tarımsal üretime geçişin insanlık tarihi açısından anlamı çok büyüktür. 

16 Aralık 2021 Perşembe

Yeni ekonomi modelinin adı ne?

SAYIN Cumhurbaşkanımız yeni ekonomi modeliyle ilgili olarak, “Çin böyle büyümüş; Biz pazara daha yakınız, onlardan daha avantajlıyız” dediğinden bu yana, gerçekten Çin örneğine ne kadar yakın olduğumuz üzerine konuşuluyor. Bu benzetme için “Uygundur” diyen de var, “Böyle bir benzetmenin yapılması mümkün değil” diyen de.

Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin açıklamasına göre bizim ekonomi modelimiz Çin ya da Güney Kore modeli filan değil, “Türkiye Modeli”…

1 Aralık 2021 Çarşamba

Gençlerin öğrenim kredisi sınavı

KREDİ ve Yurtlar Kurumu (KYK), kısaca öğrencilere burs, kredi ve yurt (barınma) imkânı sağlayan devlet kurumudur. Parlamenter sistem zamanında Başbakanlığa bağlıyken, bugün Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde bulunmaktadır.

Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından öğrencilere burs ve öğrenim kredisi adıyla iki tür ödeme yapılabilir. “Burs” geri ödemesiz verilirken, “öğrenim kredisi” ise öğrencinin mezun olduktan sonra geri ödemesi koşulu ile verilir. 2021 yılı itibari ile lisans öğrencileri 650 TL aylık öğrenim kredisi alıyorlar. Yüksek lisans öğrencileri bin 300 TL, doktora öğrencileri ise bin 950 TL…