BUGÜNE kadar gittiğimiz tüm yurtdışı gezilerinde, genellikle ilk olarak önce en yakın camiye gider, namaz vakti girmişse vakit namazını, yoksa nafile kılarak şehirde arz-ı endâm etmek üzere yola koyuluruz.
Yaklaşık yedi yıl kadar
önce Bosna ziyaretimiz sırasında da aynı alışkanlıkla Gazi Hüsrev Bey Camii’ne
gittik. Namazımızı kıldık; çıktığımızda, caminin bahçesinde gerek banklarda,
gerek ağaçların altında durup sohbet eden hanımlar ve gençler dikkatimizi
çekti. Yaşlı amcaları yazmıyorum bile (onların durumu bizim ülkedeki manzaranın
aynısı)…
Sanki bir organizasyon
varmış da toplanmış, bir şeyleri bekliyor gibiydiler. Bu bekleyiş sırasında da
önemli bir mesele hususunda sohbet eder gibiydiler.
Bir süre gözlemledikten
sonra yanlarına gidip sordum: “Türkiye’den geldim. Merakımı bağışlayın,
neyi bekliyoruz? Bilmediğim bir şey mi var?”
Bana şu cevabı
verdiler: “Bizim için burası sadece namaz kıldığımız bir yer değil.
Bizler burada aynı zamanda bir araya gelir, sohbet edip dertleşiriz… Hattâ
birbirimizi görmek istersek buraya geliriz!”
Ayaküstü de olsa sohbet
edip herkes gideceği yere gidermiş. Anladım ki buluşma, hasret giderme ve
paylaşma noktaları camileriymiş…
***
Her şeyden önce camiler,
İslâm şehirlerinin sembol yapıtlarıdır. Şehirler örgütlenirken camiler merkez
alınarak yapılır ve bütün yollar o noktaya bağlanırmış. Öz olarak, “Camiler
bulundukları yere ruh veren, anlam yükleyen yapılardır” diyebiliriz.
Tıpkı yurtdışında da sayıları her geçen gün artan camilerimiz gibi…
(Elhamdülillah!)
Bugün ABD, Belarus, İngiltere,
Haiti, Filipinler, Kazakistan ve Makedonya gibi ülkeler,
Müslümanlara hizmet için Türkiye’nin destekleriyle cami açılan ülkelerden
sadece birkaçı.
***
Özellikle yurtdışında
bulunan Müslümanlar için namaz kılınan bir mekândan öte, sosyo-kültürel, eğitim
ve gönül birlikteliği anlamında merkez konumunda bulunan camilerimize,
Slovenya’da hizmete açılan Ljublana Camii de eklenmiş. Bu cami ile
mâneviyatımıza yurtdışında bir kapı daha açılmış oldu.
İtalya, Hırvatistan,
Avusturya ve Macaristan’ın çevrelediği ve nüfusunun yüzde 2,4’ünü (yaklaşık 70
bin) Müslümanların oluşturduğu bir devlet Slovenya...
Ljublana Camii, yaklaşık
13 bin metrekarelik alan üzerine külliye olarak inşâ edilmiş. Aynı zamanda 40
metre yüksekliğindeki minaresiyle ülkenin minareli tek cami olma özelliğini
taşımakta.
Ljubljana Cami’nin
gövdesi, Kâbe’den esinlenerek yapılmış. Modern bir mimariye sahip olan caminin
dış cephesi, Bosna-Hersek’teki eski konakları andıran görüntüsüyle hayranlık
uyandırır nitelikte.
İçeride 2 bin 200, açık
alanda 660 seccadelik alana sahip olduğu bilinen Ljubljana Camii için Slovenya
tam tamına 50 yıl beklemiş. Çünkü caminin yapımına dair ilk girişim 1969
yılında gerçekleştirilmiş. Fakat çeşitli engellemeler nedeniyle sonuç
alınamamış.
Slovenya’da ilk cami, Birinci
Dünya Savaşı’nda Boşnak askerler tarafından inşâ edilmiş ve savaşın ardından
yıkılmış.
***
Slovenya’daki bu gururun
hemen sonrasında sözü, İngiltere’nin Cambridge şehrinde inşâ edilen ve
“Cambridge” ismi verilen Avrupa’nın ilk çevre dostu camisine getirmektir
niyetim…
İngiltere’de kilise ve
evlerden dönüştürülen dört mescit ihtiyacı karşılayamaz hâle gelince, burada
bulunan Müslüman öğrenciler, 17 yaşında Müslüman olduktan sonra “Abdulhakim
Murad” adını alan Cambridge İslâmî Çalışmalar öğretim görevlisi Dr. Timothy
Winter’e başvurur.
Winter ve dünyaca ünlü
sanatçı Yusuf İslam’ın çabaları ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın
destekleriyle projenin 2008 yılında temelleri atılır. Kısa bir sürede yapımı
tamamlanan cami, 5 Aralık 2019’da Cumhurbaşkanımız tarafından hizmete açılır.
Hazreti Peygamber’in
yaşam tarzı ve doğaya verdiği önem esas alınarak hazırlanan Cambrige Camii
Projesi, Avrupa’nın ilk çevre dostu camisi.
İnşâ edilen camide
yağmur suları depolanarak fidanların sulanmasında ve abdesthanede kullanılıyor.
Güneş enerjisinden elektrik üretilen camide, sıcak hava ile suyun ve zeminin
ısıtması yapılmakta.
Ayrıca doğa dostu cami,
sıfır karbon ayak izi özelliğine sahip. 5 bin 272 metrekare alan üzerine
kurulan ödüllü mimariye sahip caminin mimarı ise David Mark’s…
***
Cambridge, hepimizin
bildiği gibi tüm dünyada eğitim ve öğretimle anılan, farklı kültürleri bir
arada barındıran dünyanın marka şehirlerindendir. Burada inşâ edilen ve ilklere
ev sahipliği yapan bu cami, dünyada, son günlerde gündeme getirilmek istenen
İslâm karşıtlığına verilen bir cevap olma özelliğine sahip…
Cambridge Merkez Camii
açılışında konuşan Yusuf İslam’ın şu sözleri, orada bulunanların duygulu anlar
yaşamasına sebep olmuş:
“42 yıl önce aynı
aylarda, benzer bir hava varken ilk camiye girişimi ve Müslüman oluşumu
anımsıyorum…”
Yine konuşmasında
Kur’ân-ı Kerîm’in kendisine ışık olduğunun altını çizmiş ve sözlerine şöyle
devam etmiş:
“Daha önce hiç Müslüman
tanımadığım hâlde Kur’ân beni Müslümanlığa yakınlaştırdı. Burada böylesine
çevre dostu bir cami olması, Müslüman toplumuna katkı sağlayacaktır. Umuyorum
bu yapı, ibadet edenler için ihtiyaç duyulan alanı sağlar ve inanç, din ve
felsefe arasında bir anlayış oluşturur; aşırılıktan uzaklaşmak isteyenler için
ferah bir alan sunar.”
Tıpkı bu camilerimiz
gibi gerek yurtiçi, gerek yurtdışında inşâ edilen, mimarileriyle göz dolduran
yapılar, Türkiye’nin tüm dünyaya gücünü ilân etmesinin yanı sıra, bu camilerin
bulunduğu ülke insanları ile aramızda sağlam köprüler kurulmasına vesîledir.
Türkiye sevdâlısı bir
vatandaş olarak, başta bu çabalara her daim en büyük desteği veren, güzellikler
adına her daim yanı başımızda olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve
tüm emeği geçenlere gönülden teşekkürler!
***
Cami, aynı zamanda her
Müslümanın ilkokulu ve toplumun mânevî merkezidir.
Yine yurtdışı gezilerim
sırasında, oralarda yaşayan Müslümanlar, camiye geldiklerinde helâl gıda temin
edecekleri market, kasap ve lokanta bulabilmek adına danışabilecekleri ve dinî
sorularına cevap alabilecekleri bir din görevlisine ulaşabildiklerini, sosyal
etkinlikler gerçekleştirebilecek alanların olmasından duydukları
memnuniyetlerini her fırsatta dile getiriyorlar. Bunu duymak hayli
sevindirici...
Yaşanan bu memnuniyet,
dile getirilmese de gözlerdeki tebessümden anlaşılabiliyor. Bu, yabancı
kültürün hâkim olduğu bir ortamda, kendine ait bir şeyler bulmanın mutluluğu
olsa gerek.
Aynı zamanda bu durum,
camilerin mânevî ve kültürel anlamda koruyuculuğunun ifadesi olduğunu, gayr-i
Müslim ülkelerde kendimiz olarak kalabilme noktasında bu tür işlevselliği olan
camilerin katkısının büyük olduğunu da belirtmek isterim.
Bugün, bir din
görevlisinin cami girişine yerleştirdiği bir levha ile düğün, hastalık ve vefat
gibi nedenlerle ziyaret edilmesi gerekenleri yazarak cemaate sorumluluklarını
hatırlatması, yine başka bir camide avluya pinpon masası konularak sosyal
hayatın camiye taşınması, her Cuma sabah namazı için gelen gençlere sosyal
medyadan çağrı yapılarak namaza teşvik edilmesi ve gelenler arasından iki kişiye
hediyeler verilmesi gibi aktiviteler, -camilerin unutturulmaya çalışıldığı
günlerde- bizi mabetlerimizin yeniden şehir hayatında merkez olması noktasında
bizi umutlandıran güzel örnekler…
***
Gerek ülkemizde, gerekse
yurtdışında yeni yapılan camilerimizin modern mimariyle inşâ edilmesi son
derece önemlidir.
Geleneksel formda, tıpkı
Çamlıca Camii gibi muhteşem bir mimariye sahip camileri konu dışı bırakarak
izah etmeliyim ki, son yıllarda cami yapımlarındaki denetimsizlik ve
halkın yardımlarına bırakılmasının bir sonucu olarak bir tertipsizlik göze
çarpmakta idi.
Estetikten yoksun olan
camilerimiz, artık yerlerini Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın çabalarıyla çok
daha modern yapılara bırakmakta.
Mâneviyat açılan kapıların artması dileğiyle…
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/slovenyanin-minareli-tek-camisi-acilmaya-hazirlaniyor/1055413
https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/12/05/yusuf-islam-cambridge-camii-musluman-toplumuna-katki-saglayacak
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder