ARALIK ayında bir virüs
haberiyle tüm dünyanın gözü Çin Halk Cumhuriyeti’ne çevrildi.
“2019-nCoV” olarak
isimlendirilen virüs, “Coronavirüs” olarak biliniyor.
Dünya Sağlık Örgütü
Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, 11 Şubat’ta bir açıklama yaparak bu
hastalığın artık bir adının olduğunu ve “Covid-19” adının açılımının Corona’nın
“co”, virüsün “vi” heceleri ile hastalık kelimesinin İngilizcesi “disease”
sözcüğünün “d” harfinden alınarak türetildiğini ifade etmişti.
Geçmiş olsun, artık yeni bir hastalığımız daha oldu!
***
Bu virüsle ilgili gerek
belirtiler, gerek korunma yolları ve gerekse alınan karantinalar tüm dünyanın
olduğu gibi Türkiye’nin de gündeminde. İlk duyduğumuzda bir hayli ürktüğümüz
fakat sonrasında elde edilen veriler doğrultusunda ilk başta düşünüldüğü kadar
öldürücü olup olmadığı, Çin içinde ve diğer ülkelerde yine düşünüldüğü kadar
yayılıp yayılmadığı noktasında (okuduklarımdan ve duyduklarımdan yola çıkarak)
fikir birliği olunamadığı yönündeki hissiyatım ağır gelmekte…
Belki de cevap bulunmak
istenen soru veya sorular var. Bu virüsün kimi yada kimleri hangi noktada ne
kadar etkileyebileceği ve ne kadar kâr-zararla bu işten çıkılacağı gibi... Kim
bilir?
Corona’nın oluşturduğu
endişe hâli ve ekonomi üzerindeki etkilerinin boyutlarına ilişkin belirsizlik
sonucu gözler güvenli liman olarak kabul gören altına çevrildi.
Dünyada süregelen siyâsî
ve diplomatik gelişmelere Coronavirüsün de eklenmesiyle birlikte altına olan
talep her geçen gün artıyor.
Hepimizin bildiği gibi
geçmişten günümüze, özellikle belirsizlik durumlarında altın, güvenli bir liman
olarak görülmüştür ve görülmeye de devam edecektir. Buna paralel olarak
piyasadaki ve gündemdeki gelişmeler, altının yatırım aracı olarak tercih
edilmesi ve altının hareket yönünü belirlemesi nedeniyle altın fiyatlarındaki
yükseliş kaçınılmazdır.
Altın Türkiye’de de
geçtiğimiz yıl en kârlı yatırım araçlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Ons fiyatı 2013 yılından bu yana ilk kez bin 600 doların üzerini gören altın,
her gün rekor tazeleyerek yükseliyor.
Bu yazıyı yazdığım
sıralarda gram altın, bir önceki güne göre artarak 314 TL’ye kadar çıkmıştı.
(Ons; altın ve benzeri değerli taş ve madenlerin fiyatlarının hesaplanmasında
kullanılan kütle birimi ve dünya genelinde 1 ons, altının yaklaşık 31,10 saf
altın demek.)
Gram altının Türk lirası
karşılığını hesaplamak için ons kullanılıyor ve sonrasında gram altın fiyatı
üzerinden çeyrek altın ve yarım altın hesaplanıyor. Altında 24 ayar (yüzde yüz
saf altın), 22 ayar (yüzde 91,6 saf altın), 18 ayar (yüzde 75 saf altın), yeşil
altın olarak da bilinen 14 ayar (yüzde 58,5 saf altın) bulunuyor.
Yine katkı yapılan
metalin durumuna göre, gümüş ağırlıklı ise yeşil altın, bakır ağırlıklı ise
kırmızı Altın, beyaz renge yakın çeşitli metallerin kullanılmasıyla ise beyaz
altın ortaya çıktığı, öğrenmiş olduğum bilgilerden.
***
Bilgi amaçlı bu kısa
paylaşımdan sonra konumuza dönelim…
Dünya Altın Konseyi’nin
(WGC) 2020 Ocak ayında yayınlamış olduğu Küresel Altın Bazlı Fon Akış Raporu’na
göre, küresel fonlardaki altın miktarı, önceki aya göre 61 ton artış göstererek
tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 2 bin 947 tona ulaştı.
Bunun sonucu olarak
altın fonlarına yeni eklenen varlıkların piyasa değeri 3,1 milyar dolar oldu.
Fonlardaki altın
miktarındaki artışa ilâveten altın fiyatlarındaki yüzde 5’lik artış nedeniyle
bu fonlardaki varlıkların dolar bazlı piyasa değeri, Ocak ayında yüzde 8
artarak 150,1 milyar dolara ulaştı.
Altının yine Ocak ayında
yüzde 4,6 ile en iyi getiri sağlayan varlıklardan biri durumunda olduğu
belirtiliyor.
Dünya Altın Konseyi
Raporu’na göre, 2020 için piyasa risk ve ekonomik büyümede yaşanabilecek olası
kırılmaların altın fiyatları üzerinde etkili olması bekleniyor.
Birçok işlenme şekli
bulunan altının yatırım aracı olarak, en çok işçiliği az olan gram altın ve
külçe altın formu kullanılmakta. Peki, altın neden iyi bir yatırım aracı?
***
Hiçbir kuruluşa ve
ülkeye karşı yükümlülüğü olmaması nedeniyle finansal dalgalanmalar karşısında
yatırımcılar açısından en etkili risk dengeleyici ve güvenilir araçlardan biri
olduğu kabul ediliyor altının.
Gerek bireysel, gerek
ticârî yatırımcıların büyük korkusu, enflasyona karşı koruma özelliği bir hayli
yüksek finansal bir ürün olması nedeniyle tasarrufların enflasyon karşısında
değer kaybetmesini engeller.
Yatırımcı istediği zaman
altınını Türk lirası, Amerikan doları ya da avroya dönüştürebiliyor.
Diğer taraftan Altın
Transfer Sistemi’ne (ATS) dâhil bankalar arasında transfer edilebilmesi,
altının taşınma ve saklanma sıkıntısını ortadan kaldırmaktadır. Bu sayede
bankalardaki altın hesapları da serbestçe işlem görebilmekte.
Ayrıca banka hesapları
üzerinden yatırım yapan yatırımcı, altın fiyatlarındaki yükselme olduğu zaman
hem kazanç elde eder, hem de bu hesaplara özel aylık kâr payı elde etme
imkânına sahip olur. Diğer bir avantaj, altına banka üzerinden düşük marjlar
ile alım satım imkânı verilmesi…
***
Türkiye’de en çok altın
işlenen şehir Kahramanmaraş’ın bir evlâdı olarak fiilî altını tercihten
yanayım. Bizde altın bele kemer, bileğe burma, boyuna kordon takılır.
Yatırım aracı olarak
tercih edilmesinin yanında özel günlerde de hediye olarak başvurduğumuz
kıymetli varlık altının fiyatındaki bu denli yükseliş nedeniyle tamlar yarım,
yarımlar çeyrek, çeyrekler yerini grama bıraktı. Bebeği olana, hacdan dönene,
ev alana hediye için aldığımız altınların gramını istemeyerek de olsa
olabildiğince küçük tutar olduk.
“Düğünlere gidemez
olduk” şeklinde konuşulur oldu.
Bizim memlekette sıkça
duyduğum bir söz var. Altın konusu açıldığı vakit, “Allah kız gelin
edip oğlan evlendirene yardım etsin” denir. Ben de tam olarak bunu
söylemekle yetineyim…
Bol kazançlı günler dileğiyle, hoşça kalın…
https://www.haberturk.com/son-dakika-altin-rekora-doymuyor-19-subat-altin-fiyatlari-2588582-ekonomi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder