100’den fazla ülkeden 3 bin iş insanı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu, dünyanın sorunlarını çözmek üzere Davos’ta…
Davos’un, dünya ekonomisine yön verecek konuların tartışıldığı belli başlı zirvelerden biri olduğu muhakkak. Lâkin birçoğumuz gibi benim de hâfızama alma nedenim, dünya lideri Erdoğan’ın 29 Ocak 2009 günü Başbakan sıfatıyla katıldığı zirvede yaptığı “One minute!” çıkışı…
Bugün Cumhurbaşkanımız
olan Erdoğan’ın “Davos benim için bitmiştir!” diyerek oturumu
terk etmesiyle noktalanan ve yüreğimi serinleten o çıkış, tüm dünyaya
seslenişti.
Yine bir Davos Zirvesi
zamanındayız... “Uyumlu ve Sürdürülebilir Bir Dünyanın Tarafları” temasıyla 21
Ocak itibariyle başlayan zirve, küresel anlamda gelir eşitsizliği, siyâsî
kutuplaşma, çevre ve iklim krizi, ekonomik durum, sürdürebilir kalkınma,
teknoloji, 4’üncü Sanayi Devrimi gibi çeşitli alt başlıklarla yapılan
oturumların ardından yarın bitecek.
Yine “Sağlıklı gelecek”,
“Gezegen nasıl kurtulur?”, “Daha iyi iş”, “İyilik için teknoloji”, “Adil
ekonomiler”, “Toplumun ve çalışmanın geleceği” başlıklarında yaklaşık 400 açık
ve kapalı oturum gerçekleştirilecek.
Davos nerede?
Davos, İsviçre
Alplerinin eteğinde, Graubünden kantonunda (İsviçre’nin en büyük ve en doğuda
bulunan kantonu) bir kasaba… Kasaba; Davos vadisinde, denizden bin 560 metre
yüksekte, Landwasser ırmağı üzerinde yer almakta…
Davos-Platz ve
Davos-Dorf isimli iki köyden oluşan dünyaca ünlü kayak merkezi de burada.
DEF (WEF) nedir?
Davos’ta yapılması
nedeniyle “Davos Zirvesi” olarak bilinen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ise,
merkezi yine İsviçre’nin Cenevre kentinde yer alan, dünyada tanınmış iş
insanlarını ve siyasetçileri buluşturan, dünyanın en önemli sorunlarının masaya
yatırıldığı konferanslara ev sahipliği yapan uluslararası bir vakıf…
Aynı zamanda sivil
toplum hareketi olarak nitelendirebileceğimiz bu forum, 1971 yılında, Cenevre
Üniversitesi’nde işletme profesörü olan Klaus Schwab tarafından kurulmuş.
İlk olarak “Avrupa
Yönetim Forumu” adıyla kurulup, sonradan “Dünya Ekonomik Forumu” ismini almış.
Açılış seremonisine 444 yönetici, Amerikan yönetimi uygulamalarını tanıtmak
üzere davet edilmiş. O yıllarda küçük beyin fırtınalarından ibaret olduğu
söylenen foruma siyâsî liderlerin ilk davet edilişi ise 1974’te…
Bu tarihten kısa bir
süre sonra, siyâsî liderler tarafından objektif bir plâtform olarak
kullanılmaya başlandığı yazılanlar arasında…
Forum, düzenlemiş olduğu
konferanslara ek olarak, çeşitli araştırma raporları yayınlamakta ve üyelerinin
çeşitli alanlardaki çalışmalarını desteklemekte.
Davos’a kimler
katılıyor?
Davos’a öncelikle davet
edilmeniz gerekli! Davetli misafirler için organizasyon ücretsiz ve
katılımcılar arasında hiyerarşi var. Öyle herkes her toplantıya aklına estiği
gibi giremiyor. Farklı renklerde hazırlanan yaka rozetleri, hangi delegenin
kimin bulunduğu salona girebileceğini belirliyor. En üst düzey konuklara ise,
tüm oturumlara girmeyi mümkün kılan hologramlı beyaz yaka kartları
veriliyor.
Zirveye katılımın diğer
bir yolu, yaklaşık 625 bin dolar gibi bir bedelle Dünya Ekonomik Forumu’na üye
olmak...
Bu sene 50’nci yılına
imza atan Davos’un davetlileri arasında, birçok ülke liderinin yanı sıra Time
dergisi tarafından 2019 yılının insanı seçilen iklim aktivisti Gretha Thunberg,
Huawei’nin kurucusu Ren Zhengfei, Mark Zuckerberg, Goldman Sachs ve
Finlandiya’nın 34 yaşındaki Başbakanı Sanna Marin (en genç ülke lideri),
dikkati çekenler listesinde…
Dışişleri, Hazîne ve
Mâliye, Ticaret, Sanayi ve Teknoloji Bakanlarımız başta olmak üzere ülkemizden
de birçok katılımcının bulunduğu bu zirveden bu zamana kadar çıkmış olan en
somut siyâsî sonuç, 1980’lerde Türkiye ile Yunanistan’ın savaşın eşiğinden
döndürülmüş olması…
Her yıl olduğu gibi bu
yıl da birçok konu başlığının belirlendiği Dünya Ekonomik Forumu’nda çözüm
bekleyen sorunlardan kaçına çözüm bulunur ya da bulunmaz bilemem; yazdığım gün
ve saat itibariyle zirve henüz tamamlanmadığı için ortada kesin bir sonuç yok.
Zaten bu zirvede görüşülen sorunları yaratan biz insanoğlu değil miyiz? Önce
bozup sonra düzeltmek için toplanıyoruz…
Çevreyi kirletenler,
organik gıdaları yok edenler, teknolojik yenilikleri kötüye kullananlar bizler
değil miyiz? Doğayı katledip iklimi düzeltmeyi konuşmak ne kadar anlamlı
olabilir? Tıpkı aylardır yangınla savaşan yüzlerce hayvanın telef olduğu
Avusturalya’yı konuşmak gibi...
Geçtiğimiz yıl konuşmacı
olarak katılan Hollandalı tarih profesörü Rutger Bregman, bir panelde şöyle
demişti: “Vergilerinizi ödeseydiniz dünyada gelir adaletsizliğinden bahsediyor
olmazdık!”
Bu yorum yeterli değil
mi?
Her anlamda daha iyi ve
yaşanılabilir bir dünya diliyorum…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder