ONLAR yaşamlarımızı emanet ettiğimiz, en çok ihtiyaç
duyduğumuz, tanılarını can kulağı ile dinlediğimiz ve önerilerine dikkat
kesildiğimiz mesleğin mensupları…
Doktorlarımız…
Zorlu ve uzun süren bir eğitim sonrasında “tıp
doktoru” titrini kazanan kişi, büyük çaba ve fedakârlık gerektiren bir mesleğe
adım atmış olur.
Bu adımla birlikte artık gecesi gündüzü birbirine
karışacak; her an, her yerde, her koşulda, mesleğini insanların hizmetine
sunmak üzere âdeta hazır olda bekleyecektir. Ya gün aşırı tutulan nöbetler?
Birkaç gün önce hepimizi derinden yaralayan bir ölüm haberi düştü manşetlere. Asistan Doktor Rümeysa Şen’i hayattan koparan trafik kazası… Bu ölüm, asistan doktorların ağır ve zorlayıcı çalışma koşullarını bir kez daha gündeme getirerek yeniden konuşulmasını ve gereğinin yapılmasını mecbur kılıyor.