KELEBEĞİN kanat çırpışına benzedi son günlerde yüreğimin sesi.
Baharın müjdecisi cemrenin sesini duymuş olmalı. Cemrenin ilki havaya, ikincisi
suya ve üçüncüsü de toprağa düşer. Çocukluğumda, “Bu yıl cemreler ne zaman
düşüyor ola?” derlerdi büyükler. Sanırdım ki, gözle görülüp elle tutulabilen
bir şey… Ama ne teker teker düşüyor? Sonradan anladım cemrenin insan ruhunun
sadece bu mevsimde hissedebileceği “ateş, kor, köz” anlamına gelen bir müjdeci
olduğunu.
Bahar geldi yine; badem ağaçları çiçek açtı, her yer papatya tarlasına döndü. Doğanın kokusu başkalaştı. Yüreğimin ilkbaharla vuslatındaki pır pır edişler bu sefer daha da hızlı. Uzun bir süredir salgın nedeniyle tüm dünyanın gidişatındaki “dur” kelimesinin getirisi olan hissizlik sarmaya başlamıştı her yanımızı. İşte tam da bu nedenle baharı bekledik dört gözle!